TCK M. 184 Kapsamında İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu
Türk Ceza Kanunu Madde 184 Kapsamında İmar Kirliliğine Neden Olma Suçu: Hukuki Analiz ve Uygulama Sorunları
Yazımızın İçeriği :
- Giriş
- Korunan Hukuki Değer
- Suçun Unsurları
- Fail
- Mağdur
- Fiil
- Manevi Unsur
- Netice ve Nedensellik
- Hukuka Uygunluk ve Özel Düzenlemeler
- İştirak ve İçtima
- İştirak
- İçtima
- Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar
- Sonuç
Giriş
Kentleşmenin hızla arttığı günümüzde, imar düzeninin korunması yalnızca şehir estetiği açısından değil, çevre sağlığı ve kamu güvenliği açısından da kritik öneme sahiptir. Türkiye’de imar düzeninin korunması, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesi ile sağlanmıştır. Bu madde, izinsiz veya ruhsata aykırı yapılaşma yoluyla imar kirliliğine neden olma fiillerini cezalandırmayı amaçlar. Suçun ceza hukuku kapsamına alınması, hem kamusal düzenin hem de çevrenin korunması açısından önem taşır.
Bu makalede TCK m.184’ün hukuki niteliği, maddi ve manevi unsurları, suçun iştirak ve içtima boyutları ile uygulamadaki sorunları incelenecektir.
- Korunan Hukuki Değer
TCK m.184 ile korunan hukuki değer, yalnızca özel bir kişinin menfaati değil; imar düzeni, kamu güvenliği ve çevresel düzendir. Öğretide genel kabul gören görüşe göre, bu suç soyut tehlike suçu niteliğindedir; yapılaşmanın fiilen zarar doğurması aranmaz. Ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılan yapı, imar düzenine aykırı olarak tehlike oluşturmaktadır ve bu nedenle cezalandırılır.
- Suçun Unsurları
- Fail
Suç, herkes tarafından işlenebilir. Uygulamada fail genellikle:
- Arsa sahibi,
- Müteahhit,
- Yapıyı fiilen inşa eden kişiler,
- Kamu görevlileri (bağlı oldukları görev kapsamında suça iştirak durumunda)
olmaktadır.
- Mağdur
Bu suçta doğrudan belirli bir kişi mağdur değildir. Mağdur toplum ve kamu idaresidir. Suçun temel amacı, kamusal imar düzeninin ihlal edilmesini engellemektir.
- Fiil
Maddede öngörülen fiiller şunlardır:
- Yapı ruhsatı olmaksızın yapı yapmak,
- Ruhsata aykırı yapı yapmak,
- Yapının ruhsata uygun hâle getirilmesini engellemek veya kamu görevlilerinin suça bilinçli şekilde katılımı.
Fiil somut olarak, binanın veya bağımsız bölümün inşa edilmesi ile tamamlanır. Basit yapılar veya geçici nitelikteki imalatlar her zaman suç kapsamına girmez; teknik bilirkişi raporları ile tespit gerekir.
- Manevi Unsur
Suç, kasten işlenen bir suçtur. Failin, ruhsat alınmadığını veya ruhsata aykırı davrandığını bilmesi gerekir. Olası kast tartışmalı olmakla birlikte, uygulamada doğrudan kastın varlığı aranmaktadır.
- Netice ve Nedensellik
TCK m.184’te suç, yapının fiilen yapılması ile tamamlanır. Netice veya zararın gerçekleşmesi aranmaz. Bu nedenle suç, soyut tehlike suçu olarak kabul edilir.
III. Hukuka Uygunluk ve Özel Düzenlemeler
TCK m.184’ün öngördüğü özel düzenlemelerden biri, yapının ruhsata uygun hâle getirilmesi veya yıkılması hâlinde ceza sorumluluğunun ortadan kalkmasıdır. Bu, etkin pişmanlık ilkesine benzer ancak özel bir cezasızlık nedenidir. Amaç, suçluyu cezalandırmak yerine imar düzeninin sağlanmasıdır.
- İştirak ve İçtima
- İştirak
Arsa sahibi, müteahhit ve inşaatı gerçekleştiren kişi, müşterek fail olarak sorumlu tutulabilir. Kamu görevlilerinin bilinçli göz yumması hâlinde yardım veya teşvik kapsamında iştirak söz konusu olur.
- İçtima
Aynı parselde birden fazla bağımsız bölümün ruhsatsız yapılması durumunda, zincirleme suç (TCK m.43) tartışması gündeme gelir. Genellikle her bağımsız yapı ayrı suç olarak değerlendirilir; ancak uygulamada somut olayın niteliği belirleyici olmaktadır.
- Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar
- Ruhsata aykırılığın teknik tespiti: İmar mevzuatının karmaşıklığı, bilirkişi raporlarına bağımlılığı artırır.
- İmar affı ve yapı kayıt belgeleri: 2018’den sonra yürürlüğe giren imar affı uygulamaları, ceza davalarında düşme kararlarına yol açmış ve suçun caydırıcılığı tartışmaya açılmıştır.
- “Bina” kavramının sınırları: Pergole, sundurma, çatı kaplamaları gibi yapısal değişikliklerin suç kapsamına girip girmediği belirsizdir. Bu belirsizliklere ilişkin bazı Yargıtay Kararları şöyledir;
Teras Katın Bina Niteliğinde Olması Ruhsat Gerektirir. Ruhsatsız Teras Katı İmar Kirliliği Suçunu Oluşturur.
“TCY.nın 184/1.maddesinde “yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan ve yaptıran” kişilerin cezalandırılması öngörülmüş olup, İmar Yasası’nın 5.maddesinde de bina kavramının tarifi “Bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme ve dinlemelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır” şeklinde açıklanmıştır. Somut olayda, 18.04.2005 tarihli yapı tespit ve tatil tutanağında “zemin+1 normal kat üzerine 64 m2 ebadında 2.normal katın kaba inşaatının tamamlandığı, çatısının kaplandığının” belirtildiği, sanığın soruşturma evresindeki ifadesinde “2005 yılında, evinin üstünde bir kat daha yapıp, üzerini çatı ile kapattığını” söylemesi ve bilirkişi raporunda da “tutanak tarihinden sonra davaya konu teras katın sıvası yapılıp, pencerelerinin takıldığı, teras katın 2005 yılı mart-nisan aylarında yapıldığının” açıklanması karşısında, davaya konu teras katın “bina” niteliğinde ve yapımının ruhsata tabi olduğu gözetilmeden ve bu hususlar tartışılıp reddedilmeden, yasal olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi yasaya aykırıdır “(4. CD. 8.2.2010, 7912/1544).
Duvar Örmek, Kapalı Alan Oluşturmadığından Bina Olarak Nitelendirilmeyeceğinden ‘Duvar Örme’ Eylemi TCK’nun 184 Maddesi Kapsamına Göre İmar Kirliliği Suçu Oluşturmaz.
“…İmar Kanunu’na göre her” yapı” ruhsata tabidir. Bunun tek istisnasını ruhsat gerektirmeyen” basit tadilatlar” oluşturur. İmar Kirliliğine Neden Olma suçu kapsamına sadece” bina” niteliğindeki ruhsatsız yapıların girdiğini yukarıda detaylarıyla açıklamıştık. Mevzuatta” yapı” ve” bina” kavramlarının sadece genel olarak tanımının yapılmasıyla yetinildiğinden, hangi yapıların bina sayılacağı konusu yargı kararlarıyla şekillenmektedir.
Yargıtay bir kararında 38 metre uzunluğunda yığma tuğla duvarın” bina” sayılmadığına ve izinsiz duvar örmenin kanundaki bina tanımında yer alan” üzeri kapalı” olma şartını taşımadığından İmar Kirliliği suçunu oluşturmadığına hükmetmiştir…” Yargıtay 4. Ceza Dairesi 05/03/2012, 2010/1854 E. 2012/ 4870 K.) ”
Balkonların Hafif Malzemeden Pvc Ve Cam İle Kapatılması “Bina” Niteliğinde Olmadığından TCK’nun 184 Maddesi Kapsamına Göre İmar Kirliliği Suçu Oluşturmaz.
Yargıtay, balkonların pvc ve cam ile kapatılmasının” bina” niteliğinde olmadığına hükmetmektedir. Balkonun kapatılması ve balkon ile oda arasındaki duvarın yıkılması suretiyle odanın büyütülmesi şeklindeki imalatlarda bina sayılmamaktadır. Ancak bu durumda yıkılan duvarların binanın taşıyıcı sistemini etkileyip etkilemediğinin tespiti için bilirkişi raporu alınması ve rapor sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine hükmedilmektedir. Oda ile balkonu ayıran duvar, perde duvar değilse ve duvarın kaldırılması işleminde kolonlara zarar verilmemişse, balkonun kapatılıp odaya dahil edilmesi eyleminin İmar Kirliliğine Neden Olma Suçunu oluşturmadığına hükmedilmektedir. Balkon kapatılırken kullanılan malzemenin PVC, ahşap, alüminyum vs. olması önem arz etmemektedir. Önemli olan kullanılan malzemenin hafif olması ve binanın statiğini etkilememesidir. (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 01.06.2011 Tarih ve 2009/3046 E. 2011/7468 K.).
VI. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Verilebilir mi?
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, failin suçu işledikten sonra soruşturma veya kovuşturma aşamasında mağdurun veya kamunun uğradığı zararı gidermesi halinde hakkında verilen mahkumiyet hükmünün açıklanmasının ertelenmesi, hükmün bu erteleme süresi boyunca hiçbir sonuç doğurmamasıdır.
İmar kirliliği suçu nedeniyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmesi mümkün değildir. Çünkü, kanun koyucu imar kirliliği suçu açısından TCK md. 184/5’te özel bir etkin pişmanlık hali düzenlemiştir.
İmar kirliliğine neden olma suçunda ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirerek 184/5. maddesindeki özel düzenlemeden yararlanma imkanı bulunan fail hakkında 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkün değildir (YCGK-K.2015/167).
Ancak, koşulları varsa sanık hakkında hapis cezasının ertelenmesi kararı verilmesi mümkündür.
VII.Sonuç
TCK m.184, imar düzeninin ceza hukuku yoluyla korunmasını sağlayan önemli bir düzenlemedir. Suç, soyut tehlike niteliği ve kamusal hukuki değer koruması ile öne çıkar. Ancak uygulamada, imar mevzuatının karmaşıklığı, bilirkişi bağımlılığı ve imar affı düzenlemeleri, suçun etkinliğini azaltmaktadır.
Öğretide, imar düzeni ihlallerinde öncelikle idari yaptırımların uygulanması; ceza yaptırımının ise ağır ve sistematik ihlallerde sınırlandırılması gerektiği görüşü yaygındır. Bu yaklaşım, ceza hukukunun ultima ratio ilkesine uygun düşmektedir.
İmar kirliliğine neden olma suçunun İdare Hukuku yönünden sonuçları için sayfamızdaki diğer yazılarımızı ziyaret edebilir veya bilgi ve randevu almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
